Nabza Göre İçerik!

Sosyal medyada önemli olan yalnızca sizin ne paylaşmak istediğiniz değil, insanların neyi izlemek istediğidir.

10/22/20263 min read

Nabza Göre İçerik!

Çoğu kullanıcı ve şirket yetkilisi, içeriklerin kendi beğendiği videolara, sevdiği müziklere veya hoşuna giden fotoğraflara göre üretilmesi gerektiğini düşünür. Bir de anlamsız bir kurumsallık peşinde koşulur. Öncelikle kullanıcıların yanlışlarıyla başlayıp kurumsallıkla bitirelim.

Herkes Kendine Benzeyeni Arıyor

Kişisel bir hesapta, ister ürün satışı yapılsın ister içerik pazarlaması, kişi genellikle kendi sevdiği, izlemekten ve dinlemekten keyif aldığı içerikleri paylaşmaya çalışır ve kitlesinin büyümesini bekler. Ancak on binlerce, hatta yüz binlerce farklı karakterde insan olduğunu düşünürsek kendiniz gibi birini bulmanın oldukça güç olduğunu görürüz.

Bir de şu standart kahve hikâyeleri paylaşanları düşünün. Hitap ettiğiniz kitlenin kahve fincanlarına özel bir ilgisi yoksa içerikleriniz, bir işaret parmağı hareketiyle hızla geçilip gider.

Sürekli aynı türde ve aynı karakterde içerikler paylaşmak, mevcut kitlenizi sıkar. Yeni paylaşımlarınız da zamanla etkileşim alamaz hâle gelir. Sürekli aynı şeyleri paylaşan bir hesaba kim neden yorum yapsın ki? Akrabalarınız ve yakın arkadaşlarınız bile birkaç paylaşımınızdan sonra beğeni bırakmayı keser.

Burası Çok Önemli!

Herhangi bir sosyal medya platformunda içeriğinizin ilk etkileşimleri önemlidir. Paylaşımınızın takipçileriniz tarafından ne kadar ilgi gördüğü, içeriğin daha geniş kitlelere ulaşıp ulaşmayacağını etkileyen faktörlerden biridir. Özellikle ilk dakikalarda gelen etkileşimler, içeriğinizin yayılımına katkı sağlayabilir.

Bu nedenle içeriklerinizi yalnızca kendi beğenilerinize göre değil, hedef kitlenizin ilgi alanlarına ve tüketim alışkanlıklarına göre de hazırlamanız gerekir. Unutmayın, içeriklerinizin önce mevcut kitlenizde karşılık bulması, daha geniş kitlelere ulaşma şansınızı artırabilir.

Bir de Şirketlerin Kurumsallık Israrı Var!

Şirketlerde, sırf birileri beğenmediği için paylaşılmayan, üzerinde emek harcanmasına rağmen çöpe giden pek çok içerik var. Bir personel, müdür ya da şirket sahibi çıkıp “Bize uymaz.” diyerek paylaşımı reddedebiliyor.

Oysa üretilen hemen her yeni ürün, dijital medyada pazarlanabilir. Konunun özünden uzaklaşmadığınız sürece farklı içerik formatlarıyla ürünlerinizi tanıtabilirsiniz. Her paylaşımın illa klasik bir kurumsal çizgide olması gerekmiyor.

Tüketim çağındayız. Saatlerinizi harcayarak hazırladığınız bir içerik, dijital dünyada dakikalar içinde kaybolup gidebiliyor. Sosyal medyanın bu hızına yetişmek istiyorsanız her paylaşımı gereğinden fazla sorgulamanıza gerek yok. Elbette marka kimliğinizi ve iletişim dilinizi korumalısınız. Ancak bunları yaparken sosyal medya algoritmalarına ve hedef kitlenizin beklentilerine uygun içerikler üretmeyi de unutmamalısınız.

Altyazıda Her Zaman Kusursuzluk Aramayın!

Son olarak, videoların sessiz izlendiğinde de anlaşılabilmesi için üzerlerine altyazı ekliyoruz. Peki, burada TDK ve dil bilgisi kurallarına her zaman harfiyen uymak zorunda mıyız?

Elbette doğru yazım önemlidir. Ancak özellikle kısa videolarda asıl amaç, mesajı izleyiciye hızlı ve anlaşılır bir şekilde ulaştırmaktır. Bazen bir kelimenin gündelik kullanımını tercih etmek, cümleyi daha kısa kurmak veya konuşma dilini yansıtmak anlatımı daha doğal hâle getirebilir.

Yeter ki anlatmak istediğiniz şey karşı tarafa geçsin. Hedef kitlenizin büyük bir bölümü, küçük yazım farklılıklarından çok içeriğin ne anlattığına ve kendisine ne kattığına odaklanır.

Sosyal medyada kusursuz görünmeye çalışırken anlaşılır olmayı, kurumsal görünmeye çalışırken de hedef kitlenize ulaşmayı unutmayın.

Çünkü sosyal medyada önemli olan yalnızca sizin ne paylaşmak istediğiniz değil, insanların neyi izlemek istediğidir.